joommaster team
Bulunduğunuz yer:
FİŞ, FİŞLEME, FİŞLEYENLER, FİŞLENENLER PDF Yazdır E-posta
Yazar Mehmet Karamustafaoğlu   
Pazar, 25 Nisan 2010 13:36

FİŞ, FİŞLEME, FİŞLEYENLER, FİŞLENENLER

Fişleme ; dilimizde bu kelime ile ilgili çok sayıda tarif yapmak mümkündür. Düşündüğümüzde ne zengin dilimiz var. Bu kelimenin kökü ‘FİŞ ‘kelimesidir. Bu kelimeden çok sayıda kelime türetmek mümkündür.fişli, fişsiz ,fiş takmak …gibi devamını hayal gücünüze bırakıyorum.
 
Televizyonda bir milletvekili ‘Bizi bugüne kadar hep fişlediler şimdi sıra bizde biz de onları fişliyoruz’ derken,Değişik düşüncelere kapıldım. Önce kahkahalarla güldüm bu adamı kim fişlemiş, kim kimi fişlemiş diye.
Sonra üzüldüm.
Sonrada kızdım.
 
Tarih boyunca fişleyen fişleyene;
İlk mağara insanları birbirini, mağara duvarlarına becerebildikleri kadar resimlerle, semboller yaparak birilerini fişlemişler.
 
Sonra abideler dikilmiş, birileri krallarını, sevgililerini, dostlarını, düşmanlarını abidelerde sembollerle, heykellerle fişlemişler,
 
Sonra Ali, Fatma’yı fişlemiş; okul sırasına, ağaç kabuğuna, kuma, taşa, arabanın arkasına ‘ Ali Fadime’ yi seviy “ diye yazılar yazılmış, sonra küreselleşme çıkmış bu yazı ‘I love you Fatma, Ali ’ olmuş.
 
Ben burada son günlerde moda olan fişlemelerden söz edeceğim.
 
Sözünü edeceğimiz fişlemenin tarifini: Bir insanın kim olduğunu, neler yaptığını, kafa yapısını ve davranışlarını, bir yere, o kişinin bilgisi dahilinde, yada bilgisi dışında kaydetmek (not etmek) olarak yapabiliriz.
 
İlk fişleme doğumumuzla başlar doktor hemen doğduğumuzu bir kağıda rapor adı ile yazarak ilk fişlememizi yapar (Gerçi ilk fişleme bu değil ama….) Sonra bu fişle nüfusa gideriz ve devlet nüfus kağıdımızı vererek en büyük fişlememizi yapmış olur. Ondan sonra devletin yapacağı çok sayıda fişleme tabidir ki olacaktır. Büyük bir çoğunluğu da başımıza hep iş açacaktır.
 
Sonra bu fişlemeler o kadar çoğalır ki bunu makaleye bir sığdırmak olası değildir ansiklopedi yazmak lazım.
 
Okul yıllarımda ülkede sol sağ temel sorundu solcular sağcıları fişlerdi, sağcılar solcuları . Birinin listesine girdiysen hem yaşadın, hem öldün. Öldün çünkü karşı tarafın namlusu sana doğrultulurdu. Yaşadın çünkü artık ot değilsin, bir fikrin var, bir topluluğun adamısın ve dünyayı düzeltmeye, değiştirmeye aday adamsın. Ülkesini en çok seven sensin, ya milliyetçisin yada ulusalcı diğeri ülkesini satan, insanlık düşmanı ya kominist yada faşist.
 
O yıllarda dindarlar çok masumdu iki tarafta onlara dokunmaz, onlarda herkesle iyi geçinirdi. Kısaca herkes birbirini bu özellikleri ile fişlerlerdi.
 
Sonra ki yıllar da dünya değişti çok eskiden de olduğu gibi ülkeler dindarlar ve dindar olmayanlar olarak bölünmeye başladı. Dindarlar (Müslüman ,Hıristiyan, Musevi…) çok kızmaya başladılar kendileri gibi düşünmeyenler ne akılsız adamlardı cehenneme gidecekler farkında değillerdi, Allahın ve peygamberin emirlerini yaymak öbür dünyada cennette gideceklerden olarak fişlenmek için çok önemli idi. Ayrıca  insanlığı kurtaran adam olarak ta fişlenmek lazımdı. Buda herkesi dindar yapmakla mümkündü. Onlara göre kendilerinden olmayanları da dinsizler Allah, peygamber tanımaz ahlaksızlar olarak fişlemek lazımdı.
 
Dindar olmayanlar da çok kızıyorlardı bu dindarlar bilime karşı idiler insanlığı karanlığa götüren büyük bir tehlike idiler. Onları bu özelikleri ile fişleyip, insanlığın iyiliğine karşı duranlar olarak fişlenmek insanlık için önemli idi.
 
Tüm bunları yaparken insanlık asıl üzücü olan fişlemeleri ne yazık ki görmüyorlardı.
 
Doğuştan kusurlu fişlemeler vardı . Sakat doğan, sakat olan insanlar, akıl sorunları olanlar, çöpte bulunanlar bu Dünyaya geliş özellikleri ile fişleniyorlar ve bir daha yüzleri gülmüyordu.
 
Bazıları da köşklerde, saraylarda, yalılarda doğmuş olarak fişleniyorlardı ki onların işleri yaşamda çok kolaydı.
 
Bazıları doğuştan sıkıntılı olsalar da sonradan cumhurbaşkanı, başbakan, bakan çocukları olarak fişlenirlerdi ki, okulda burslu okusalar bile bu fişlenmeleri sonucu kaderleri değişir ülkenin en akıllı,en saygın insanları kabulü ile bir kez daha fişlenirlerdi.
 
Birileri köyde doğarak fişlenirler onlar çiftçidir, köylüdür. Kimseye muhtaç değildir azda olsa yiyeceği, içeceği, giyeceği vardır. Onurları ile yaşarlar ve sevgi doludurlar. Ama birileri çıkar onları başka türlü fişler. Onlar şehirlerde ucuz iş gücü olmalıdır. Köyde ektiği, diktiği, hayvanı para ettirilmez. Ucuz iş gücü fişlemesine uygun olarak şehrin kenar mahallesine giderler. Asıl fişlemeler ondan sonra başlar. Önce işsiz, iş bilmez, fakir, cahil, kapıcı, işçi, bekçi, hamal, düz işçi … gibi fişlemelere maruz kalır. Yıllar yılları kovalar bu köylü azda olsa uyanmaya başlar meslek edinir yada edinmez çalışarak karnını doyurur. Çocukları okur yada okumaz. Kendisi emekli olur yada devlet 65 yaşlılık maaşı bağlar birde böyle fişlenir. Yaşlanır, hastalanır bu defa hasta, yoksul, emekli olarak fişlenir o artık köyüne de yabancıdır. Tarlası ekilmez, bostanı dikilmez, ağacı bakılmaz. Zaten ekecek dikecek kimsesi de kalmamıştır. Yazın gidebilirse köyünde bir gölgede, kışın şehirde evinde, kahvede, cami avlusunda, parkta geçirmeye başlar başka bir aktivite yapamaz, zaten geliri müsaade etmez. O artık bu özellikleri ile fişlidir. Bir gün bir haber yayılır.. Dünyadaki son fişlemesi yapılmıştır..ÖLDÜ
 
Hani bu çiftçinin çocukları vardı onlar büyüdüler. Kimisi okudu, kimisi okuyamadı. Onlarda fişlenmeye devam ediyorlar.
 
Okumayanlar genelde babası, dedesi gibi fişlenmeye devam ediyor. Çok uyanıkları biraz değişip başka fişlemeler hak etseler de genel olarak durum böyle.
 
Okuyanlarsa bir çok fişlemeden sonra, okumuş olarak da fişleniyor. Diplomalar alıyor. Diploma büyük bir gururla duvara asılıyor. Çok azı okuduğu doğrultuda iş buluyor onu yapıyor, öyle fişleniyor. Çoğunluğu ise iş bulamadığı için yeni meslekler ediniyor başka işler yapıyor, öyle fişleniyor. Büyük bir çoğunluğu da hala iş arıyor işsiz, beceriksiz, hayırsız,okudu ama adam olamadı,tembel olarak fişlenmişler..
 
Günümüzde sokakta ,evde, çarşıda gördüğümüz herkesin boynunda aslında bir fiş asılı. Çoğumuz onları göremiyoruz, Görmek istemiyoruz yada görmek işimize gelmiyor...
 
Bu fişlerde; bizden olanlar, onlardan olanlar, işi olan, İşsiz olmayan, becerikli, beceriksiz, dindar, dindar olmayan, kominist, faşist, laik, anti laik, fakir, zengin, köylü, şehirli, hırsız, namuslu, iyi insan, kötü insan, Adamı olan, adamı olmayan, akıllı, aptal, engelli,sağlıklı,  …..vb kayıtlar var…Hepimiz bu fişlemelerle yaşamaya devam ediyoruz.
 
Karşısındakinin aleyhine fişleme yaptığını sanan zavallılara sesleniyorum lütfen işinize yaramayacak fişlemelerden vazgeçin. Fişlediğiniz kadar fişlenirsiniz ki bunun matematikteki sonucu sıfırdır. Bir makamınız, mevkiiniz, göreviniz varsa onu kullanarak insanların iyi anlamda fişlenebilecek özelliklerini geliştiriniz.
 
Böyle bir yazı yazdığım için birileri de beni, bravo güzel yazmış, bu yazı böylemi yazılırdı?, saçmalamış?, Bu yazıya ne gerek vardı ki? gibi sıfatlarla fişleyeceklerdir. Her üç yorumda doğrudur. Çünkü fişleme insanların bulunduğu yere ve bakış açısına göre ya iyidir ya kötüdür yada onu hiç ilgilendirmez.
 
Tüm insanların birbirlerini iyi özellikleri ile fişlemesi, öyle anması dileği ile….
İstanbul. 25.Nisan.2010
 
Sevgi ve saygılarımla,
Mehmet KARAMUSTAFAOĞLU
 


KARAMUSTAFAOĞLU GRUP Şirketlerimizi incelemek için resmi tıklayınız

Reklam

KMOSigorta Acenteliği

Reklam

Ytong

Reklam